albüm kritikleri
Bu sayımızda yer alan kritiklerden ikisini; ''Yıllanmış Bir Albüm'' kategorisinde ele aldık. Bunlar; Lake Of Tears ve Bulutsuzluk Özlemi kritikleridir. Bunun yanında bir de Soundtrack kritiği var; School Of Rock.
SLAYER – CHRIST ILLUSION
Yılların
eskitemediği Thrash devi yine gürültüden hoşlanmayanları rahatsız etmeye
devam ediyor. Bir çok grubun ilham kaynağı olan Thrash Metal efsanesi, bu albümle
yine hayranlarını sevindirdi. Christ Illusion adını taşıyan albüm 10
Slayer şaheserinden oluşuyor. Açılış ‘’Flesh Storm’’ ile gerçekleşiyor.
Flesh Storm ile gaza geldikten sonra hemen ardından ‘’Catalyst’’
başlıyor. Catalyst de tam gaz sürerken bu kez sırada ‘’Eyes Of The
Insane’’ var. Bu şarkı öncekiler gibi fazla süratli değil. Gitarların
adeta birbirini takip edercesine attıkları sololar oldukça harika. ‘’Jihad’’
var sırada. Şarkı ağırdan ağırdan başlarken, vokalle birlikte hızını da
arttırıyor. Albümün ortasına dayandığımızda sırada ‘’Skeleton Christ’’
var. Hızından taviz vermeden son sürat sürüyor şarkı. Albümün ikinci
kısmı ‘’Consfearacy’’ ile devam ediyor. ‘’Black Serenade’’ vokalleri ve
riffleriyle büyüleyici niteliklere sahip önemli bir ‘’Christ Illusion’’
şarkısı. 4 vuruşluk zil sesinin ardından ‘’Catatonic’’ giriyor devreye.
Albümün en uzun şarkısı unvanına sahip Catatonic’in ardından, aynı
tempoyla başlayan ‘’Cult’’ var sırada. Şarkı vokallerle birlikte
hızlanıyor ve vokaller bittikten sonra yeniden yavaşlıyor. Şarkıya sürat
katan vokalleri sololar takip ediyor. Gitar tonunun; albümdeki diğer
şarkılardaki gitarlardan farklı olduğu son şarkı var sırada. Albümün
genel yapısı düşünüldüğünde albümün en farklı şarkısıdır diyebilirim ‘’Supremist’’.
Davul ve gitarlarda bu farklılık oldukça göze batıyor. Thrash Metal’in
yapı taşlarından Slayer’ın her eve lazım Christ Illusion albümünü bir an
önce edinmenizi öneriyorum. Arşiv yapanlar için önemli bir parça.
Serkan BEYDE
IN FLAMES – COME CLARITY
Son
dönemlerinde oldukça sert eleştirilere maruz kalan In Flames, bu albümle
yeniden karşımızda. Aslında bu sert eleştirilere, bazen hak vermemek de
elde değil! Hele grubu en sağlam albümleriyle tanımış biriyseniz; In
Flames sizin için idamlıktır! Sanırım bu durumu bir çok grupta yaşamaya
devam edeceğiz. Metal dünyasında bir çok saygın grup, bir noktadan sonra
alışılagelmişin dışında işler yapınca; kendi kitleleri tarafından sert
eleştirilere maruz kalıyor. Örnek olarak; Metallica gibi Metal
dünyasının kimilerine göre en önemli grubu bile bu eleştirilerden payını
fazlasıyla alıyor. Bu tür eleştirilere karşı grupların da arkasına
gizlendikleri bir bahaneleri var; artık yaşlarının ilerlemeleri, sert
şeyleri kaldıramadıkları gibi vs… İdam sehpasına In Flames’i ya da
Metallica’yı götürmek gibi bir kaygı içerisinde değilim. Hoş, bu iki
grup da ne kadar kendilerinden uzaklaşırlarsa uzaklaşsınlar, öyle ani
bir kararla idama gidecek gruplar değildir. Hele olayı Metallica
açısından ele alacak olursak… ‘’Come Clarity’’ şahane bir albüm
olmayabilir. Bu yüzden kötülenecek bir şey varsa bu In Flames değil;
‘’Come Clarity’’in ta kendisidir.
İsveçli grubun son albümü Come Clarity 13 şarkıdan oluşuyor. Albüm ‘’Take This Life’’ ile başlıyor. Şarkının videosunu izlediğimde çok hoşuma gitmişti. ‘’Take This Life’’ son günlerde dilimden düşmeyen şarkılardan biri haline geldi adeta. Ama şunu da yeniden belirtmek isterim ki; In Flames kendilerine yöneltilen bu olumsuz eleştirileri hak etmiyor da değil. Bunun kanısına bu albümü dinlerken vardım. Albüm kesinlikle bi ‘’Whoracle’’, bi ‘’Clayman’’ tadını vermiyor. Tarz, sound meselesi bir yana; eski In Flames kadar tatlı gelmiyor. Güzel bir albüm evet, hatta In Flames’le bu albümle birlikte tanışmış biri için iyi şeyler ifade edebilir. Ama In Flames’i yıllardır tanıyan biri için durum aynı sayılmaz. Come Clarity için yazılacak çokta şah şalı sözler yok. Birbirinin kopyası albümlerden biri. Vokaller, riffler çok sıradan. Örneklerinden sürüyle var. Araklama denemez(zaten söylemiş olsaydım grubu abartılı bir şekilde yerden yere vurmuş olurdum) ama bu kadar da birbirinin kopyası şarkılar olmaz ki bir albümde. Albümle aynı ismi taşıyan şarkı diğer şarkılara nazaran daha iyi. Bu kadar birbirine yakın tonda sayılabilecek şarkılarla dolu albüm, ‘’Your Bedtime Story Is Scaring Everyone’’ ile kapanıyor. Türünde bir çok albüm var, arşivinizde olmasa da olurlardan…
Serkan BEYDE
LAKE OF TEARS - FOREVER AUTUMN
İsveç
kanlı, vahşi death ve black metale katkılarıyla anılır genelde. Aslında
bu karanlık atmosferin yarattığı hüznü ortaya çıkarabilecek ve bizi
derin hüzünlere sevk edecek bir çok gruba da ev sahipliği yapmakta bu
topraklar. Benim yeni keşfetmekten büyük hicap duyduğum Lake of Tears‘ın
kanımca en güzel albümü olan ve 1999 ‘a tarihlenen “Forever Autumn” bu
hüznü en iyi tanımlayan albümler arasında.
Aslında grubun fan’larının fazlaca ilgi göstermediği bir albüm. Gerekçe ise albümün fazla içe dönük olması ve genelde slow ilerlemesi. Buna rağmen grubu tanımak için seçilecek en iyi albüm bence.
Albümün ilk şarkısıyla beraber doom havası kendini belli ediyor. “So Fell Rutumn Rain” başındaki yaylıların ardından gelen sade gitar ritmleri ve şarkıya asıl karakterini kazandıran hoş ve sakin klavyeleriyle albümün açılış parçası ve albümün genel karakterini yansıtıyor. Albümün en güzel şarkılarından, albüme adını veren “Forever Autumn” nispeten daha neşeli major tonlara sahip. Benim albümdeki favori parçalarımdan. Gelelim albümün bence en sert ve sağlam parçasına “ Demon you Lily Anne”. Gitar ritimlerinin monoton olmasına rağmen özelilikle karakteristik davulları ve gitar klavye yardımlaşmasıyla özellikle şansımız olur da canlı dinlersek bolca headbang‘e yol açabilecek bir parça.
Albümün en büyük özelliği; teknik saçmalıklardan ziyade melodi ve duygu yoğunluğuna konsantre oluşu. Sololar abartılı ve süslü değil. Vokal çok teknik değil hatta bir oktavı zorlayacağından dahi şüpheliyim fakat; kendine has ve etkileyici bir sese sahip. Sözler genel olarak diğer albümlere nazaran fanteziden uzak ve gerçekçi. Albümün küçük melodi ve söz detayları albümü bütünleyip teknik anlamda fazlaca bir şey sunmadan vokal merkezli bir sound ortaya koyuyor. Buradan şaşırtıcı ve etkileyici hiçbir yanı olmayan bir albüm olduğu çıkarımını yapmak yanlış olur. Aksine süsten uzak, sade, fakat samimi bir albüm. Klavyelerin yanında kullanılan yaylılar, akordeon, flüt ve synthisiserlar albüme ayan beyan, göstere göstere değil de gizliden ve detaylar şeklinde melodi zenginliği katıyor. Özellikle enstrümantal Otherwheres parçasında.
Lake of Tears‘ı umarım ülkemizde bir daha görme şansına erişiriz. İsveç metalinin bu farklı yüzünü 2004’te çıkardıkları “Black Brick Road” dan sonra da yeni çalışmalarla dinlemek dileğiyle…
Özgün ÖZEL
EMRE AYDIN – AFİLİ YALNIZLIK
Ve
işte popüler Türk Rock’ı yeni bir albüm daha kazandı! Sağda solda Emre
Aydın’ın çıkış başarısı konuşulurken bende fazla söze hacet görmeden
kendisini bu başarıdan ötürü tebrik edeceğim. Fakat bir farkla! Benim ‘çıkış’
anlayışımla sağda solda konuşulan arasında önemli ölçüde fark görüyorum.
Emre Aydın’ın çıkışını ticari bir başarı olarak görmüyorum(ya da görmek
istemiyorum). Kendisi bu konuda ne tür fikirlere sahiptir bilemem ama
çıkışı bir ticari kazanç değildir benim için. Türk Rock’ı için yeni bir
soluk ve arkasında getirdiği yeniliklerdir…
Afili Yalnızlık; kendini ilk dinlemeyle sevdiren albümlerden değil. Defalarca dinledikten sonra ısınmaya başlayacağınız bir albüm. Çünkü ilk dinlemeyle albüm hakkında sabit fikirlere sahip olmak zor. En azından bu durum ‘’Afili Yalnızlık’’a göre değil. İlk dinleyişimde bütün şarkıların üstünü çizdim ve albüm hakkında pek de iyi fikirler beslemedim. Sıradan bir pop albümüyle aynı düzeyde bir albüm, diye düşündüm. Daha sonra albümü günler boyu dinledim; yazı yazarken dinledim, kitap okurken dinledim, oyalanırken dinledim ve aradan belirli bir zaman geçti. Sonunda şarkıların bir türlü dilimden düşmediğini fark ettim. Başta dediğim gibi; ilk dinlemeyle sabit fikirlere sahip olabileceğiniz bir albüm değil Afili Yalnızlık! Aslında zengin bir yapısı var albümün. Kabul etmek gerekir ticari anlamda da başarılı oldu ve bu durumdan ötürü mutlu sayılmam. Ama albümün zenginliklerine değinmiş olursak pop, rock ve alternatif müzik severler için ideal bir albüm olduğunu vurgulamak gerekir. Lirikler açısından ele alırsak melankoli kokuyor ve bir o kadar yalnızlığa itilmiş bir ruh halini ifade ediyor ‘’Afili Yalnızlık’’. Türdeşlerinden ayrılan yönlerinden biri de; basmakalıp aşk ve duygusal sözlere hakim olmaması… Bir çok aşk şarkısında sevgiliye duyduğumuz özlemi ‘’Afili Yalnızlık’’ı dinlerken de duyuyoruz.
10 şarkıdan oluşan ‘’Afili Yalnızlık’’ın çıkış şarkısının, aynı isime sahip olan şarkı olduğunu biliyoruz. ‘’Afili Yalnızlık’’ klibinin görsel anlamda şarkıyı yeterince iyi anlatan bir çalışma olduğunu düşünüyorum. Albümün iki numaralı şarkısı ‘’Git’’ 6.Cadde’den de bildiğimiz bir şarkı. İlk zamanlarda ‘’Git’’in bu albümde yer almasına akıl sır erdiremediysem de; daha sonra albümü genel olarak düşünüp, hak verdim. ‘’Git’’ bu albümü oluşturan temel öğelerden biri. Albümün ikinci klip çalışmasında bu kez Emre Aydın’ı da ekranlarda görebildik. Senaryosu bakımından ‘’Kim Dokunduysa Sana’’ya ‘’Afili Yalnızlık’’ın öncesi havası verilmiş. Oysa pek bir alaka kuramadım. Albümün bana göre en iyi şarkısı ‘’Belki Bir Gün Özlersin’’. Her ne kadar, zaman zaman sözleri bakımından beni Kesmeşeker’in ‘’En Çok Seni’’ adlı şarkısına götürse de, albümde en sevdiğim şarkı BBGÖ. Albümde yine çok sevdiğim şarkılardan biri ‘’Kalan Sağlar Senin Olsun’’. Kabullenme, isyan, itaat etme… Hepsine rahatlıkla rastlayabilirsiniz. ‘’Unut Gittiğin Bir Yerde’’ albümün en seri şarkısı. ‘’Dayan Yalnızlığım’’ ile Emre Aydın’ın Afili Yalnızlığı kapanıyor. Ruh hallerini anlatan albümlerden hoşlanıyorsanız, buyurun dinleyin derim. Her şarkıda türlü ruh halleriyle karşı karşıya kalacaksınız.
Serkan BEYDE
BULUTSUZLUK ÖZLEMİ – NUMARA
Türk
Rock’ının efsanevi gruplarından Bulutsuzluk Özlemi, ‘’Numara’’sını
çıkartalı 4 sene oluyor. ‘’Yıllanmış Bir Albüm’’ köşemizde bu sayı için
‘’Numara’’yı ele almak istedim. Albüm alışılagelmiş Bulutsuzluk Özlemi
albümlerine göre; senfonik rock tabanlı ve sözler de daha farklı
temaları da bulmak mümkün. Bulutsuzluk Özlemi yine sesini kesmeden;
sesini avazı çıktığı kadar bağırarak duyurmaya çalışıyor herkese.
‘’Herkese’’ çünkü; politik görüşünü belli etmekten kaçınmayan,
duyarlılığını her şekilde belli eden Bulutsuzluk Özlemi, söyleyecek çok
sözü olan Bulutsuzluk Özlemi; kimselerden korkmadan bildiği yolda
yürümeye devam ediyor, yıllardır olduğu gibi… Politik olmaktan da ziyade
bu kadar anlamlı sözlerin boşa gitmediği, grubun türlü
koşuşturmalarından belli oluyor. Özellikle Cumhuriyet Mitinglerinde ne
denli oradan oraya koşturduklarını ve etkin olduklarını biliyoruz.
Toplum adına, gelecek adına, haksızlık adına söyleyecek çok sözü olan
Bulutsuzluk Özlemi’ni; bir çok toplum adına yapılan etkinliklerde
görebilirsiniz. Herkesin bu sözleri işitmesi ve bilinçlenmesi gerek.
Bulutsuzluk Özlemi yine birilerine karşı sesini çıkartıyor ve bu
birilerine gönderme yapmaktan da kendini alı koymuyor. Eleştiriyi hak
edenler, kendi payına düşeni alacaktır. Grubun politik yönünü
fazlaca övdükten sonra albüme geçelim biraz da.
Dediğim gibi albüm daha senfonik, eski BÖ albümlerine göre. ‘’Yol’’u, ‘’Uçtu Uçtu’’yu, ‘’Yaşamaya Mecbursun’’u, andırmayacak şekilde. 1 numaralı şarkı albüm ismini taşıyan ‘’Numara’’. Hemen ardından ‘’Aşk Çok Para Yok’’. Parasızlığın duygusal ve biraz da mizahi bir üslupla anlatıldığı şarkı oldukça melodik. Bu iki şarkının ardından biraz hafif bir şarkı dinlemenin zamanı gelmiştir; ‘’Hasret’’ soft bir şarkı. Ayrıca albümde yer alan favorilerimden biri. ‘’Ankara Sokakları’’ Jazz esintili bir şarkı. Hatta esinti demek bile doğru olmayabilir… Yukarıda albümün senfonik tabanlı bir albüm olduğundan söz etmiştim. Bu duruma en iyi göstergelerden biri ‘’Kaybolan Şehir’’. Şarkının introsu bir hayli uzun ve senfonik terimini tam anlamıyla doğrulayan bir şarkı. Albümün en uzun süresine sahip şarkısı, albümün bana göre en politik şarkısı olan ‘’Çok Zor’’. 6.58 saniyelik şarkıyı dinleyince; aklınıza Alman diktatör devlet adamı Hitler’in gelmesi normal bir durum. ‘’Kendinden olmayanları yakan adamlar varken’’ sözü ne denli dediğimle çelişiyor buyurun siz karar verin. ‘’Çok Zor’’da ‘’Kaybolan Şehir’’ gibi uzun introya sahip. Şarkının ilk 3 dakikaya yakın kısmından sonra sözler başlıyor. ‘’Çok Zor’’ aslında tüm dünyaya verilebilecek en güzel mesajları anlatıyor. Bir şeylerin nefret ve düşmanlık dahilinde asla gerçekleşmeyeceğinden bahsediliyor şarkıda. Aslında herkesin sokaklarda, mitinglerde sesini başkalarına karşı duyurabileceği vaziyetlerde; bağırarak söylemesi gereken bir şarkı. ‘’Metro’’ var sırada. ‘’Metro’’nun sololarında Türk Klasik Müziğinin önemli enstrümanlarından olan Ud kullanılmış. Albümün içerisindeki tüm şarkılar güzel ama; bilirsiniz dinlediğiniz albümlerde size özellikle hoş gelen bazı şarkılar olur. Albümün favori şarkıları diye de bilinen bu şarkılar kişiden kişiye farklılık gösterir. İşte bu albümde bana özellikle hoş gelen şarkılardan biri ‘’Mabet’’. Ud’un kullanıldığı bir başka şarkı ‘’Pamfilya’da’’. Albümün soft şarkılarından bir diğeri ise ‘’Yağmur’’. Sözleri bakımından oldukça zengin anlamlar besleyen ‘’Yağmur’’da, müzikal açıdan da zenginlik söz konusu. Kontrbas, blok flüt, alto flüt, darbuka, bedir, ne ararsanız var hesabı bir çok enstrüman kullanılmış. Gayet zengin bir şarkı her iki anlamda da. Böylesine senfonik bir albüm Jazz tarzında bir şarkıyla kapanır. ‘’Hafıza’’ tam anlamıyla bir Jazz şarkısı. ‘’Sonra şişman biri çıkıp, ben zenginleri severim demişti’’… Şarkının en çok da bu bölümüne bayılıyorum. Senfonik bir albüm, her zaman bildiğimiz Bulutsuzluk Özlemi politikliği bu albümde de sürüyor ve Jazz esintisi baya kendini belli ediyor. Senfonik Rock alanında ender yerli albümlerimizden biri ‘’Numara’’. Dahası Bulutsuzluk Özlemi farkıyla…
Serkan BEYDE
BAK BİR VARMIŞ BİR YOKMUŞ 4
Arşivlerde
yer alması gerekli bir toplama albüm ‘’Bak Bir Varmış Bir Yokmuş’’.
Şimdiye kadar toplamda bunu da sayarsak 4 seri halinde çıkan ‘’Bak Bir
Varmış Bir Yokmuş’’; 60’lı ve 70’li yıllarda yer alan klasik Türkçe pop
eserlerinden oluşuyor. Eserler üzerinde teknolojik oynamalar yapılmadan,
sadece ses kalitesi yükseltilmiş ve hırıltılar alınmıştır. Malum; o
dönemlerdeki stüdyo imkanlarıyla, 2000’lerdeki bir değil. Odeon müzik
arşivini açmış, istediğiniz kadar eser alabilirsiniz demiş; DMC’de bu
eserlerin bir kısmını(4 serinin tamamı oluyor) stüdyosunda, bugünün
şartlarına göre daha kaliteli hale getirmiş. Ortada aslında ciddi
derecede güzel bir durum var. Belki bir çoğumuz 60’lı, 70’li yılların
filmlerinde görüp de, çok da ilgimizi çekmeyen müziklerini bu albümle
sevip dinleyebileceğiz. Çünkü ses standardı yüksek ve filmlerde
gördüğümüz hallerinden daha ilgi çekici haldeler. Müzik tarihimizin
önemli bir belgesi niteliğinde olan albüm de, toplam 20 eser yer alıyor.
Timur Selçuk’tan, Nilüfer’e; Tanju Okan’dan, Ayten Alpman’a; Füsun
Önal’dan, Ayşegül Aldinç’e; Modern Folk Üçlüsü’nden, Rana&Selçuk
Alagöz’e; Ayla Algan’dan, Dario Moreno’ya daha bir çok büyük isimi
burada bulabilmeniz mümkün. Bu toplama albümün her şeyden de önemlisi en
önemli özelliği; herkes tarafından dinlenilebilir bir yanının olması.
Hitap edeceği bir kesim yok. Gencinden, yaşlısına; rockerından,
arabeskçisine; her türlü insanın gönül rahatlığıyla dinleyebileceği bir
şaheser. Müzik tarihimize ışık tutan önemli bir kanıt BBVBY. Her eve
lazım.
Serkan BEYDE
SCHOOL OF ROCK (SOUNDTRACK)
Rock'ı
konu alan bir film olan School Of Rock'ın oldukça iyi bir film olduğunu
söyleyebilirim. Bu alanda bir çok film aklıma geliyor. Bunlar arasına
SOR'da giriyor. Soundtrack'te kimlerden hangi şarkılar yer almış diye
anlatmaya kalktığımda; iştahınız kabaracaktır eminim. Neler yok ki! The
Who, The Doors, Cream, Led Zeppelin, Stevie Nicks, The Darkness, The
Ramones sadece bu soundtrackte yer alan isimlerden bir kaçı. Toplamda 17
eser yer alıyor albümde. Klasiklerle donatılmış şahane bir soundtrack..
Daha çok 60'lar ve 70'leri içeren bu soundtrack'te Heavy Metal'den,
Punk'a bir çok önemli sayılacak şarkıları bulabilmeniz mümkün. Filmle
şarkıların, uyum ve ilişkisi hakkında olumsuz bir şey yazacak durum yok,
her şey birbirini tamamlamış desem yeridir. ''School Of Rock'', filmle
aynı ismi taşıyan şarkı harika zaten. Bunu belirtmeden geçemeyeceğim.
Neyse geriye kalan 16 şarkı nelerden oluşuyormuş liste halinde sunayım.
Dialogue - Your Head And Your Mind And Your Brain
The Who - Substitute
No Vacancy - Fight
The Doors - Touch Me
Dialogue - I Pledge Allegiance To The Band
Cream - Sunshine Of Your Love
Led Zeppelin - Immigrant Song
The Black Keys - Set You Free
Stevie Nicks - Edge Of Seventeen
No Vacancy - Heal Me, I'm Heartsick
The Darkness - Growing On Me
T.Rex - Ballrooms Of Mars
Dialogue - Those Who Can't Do
The Ramones - My Brain Is Hanging Upside Down (Bonzo Goes To Bitburg)
Wylde Ratttz - TV Eye
School Of Rock - It's A Long Way To The Top
Serkan BEYDE
serkanbeyde@sehirrock.com